ÜYELER İLE İSTİŞARE TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

 
27.05.2019
535 Okunma

 

 

Geleneksel hâle gelen “Üyeler İle İstişare Toplantısı” nın 6.sını 24 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirdik.

 

Üyelerimizin yoğun katılım ve ilgisiyle başlayan toplantıda borsamız Yönetim Kurulu Başkanı Ziver KAHRAMAN bir konuşma yaptı.

 

“Bir Afrika atasözü der ki kıymetli misafirlerimiz “Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli… Çünkü kimin, kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.”  İşte bu atasözünden kinaye insanın insanı yiyip bitirdiği, cadı kazanına dönmüş bir coğrafyada, bir ateş çemberi içinde yaşıyoruz. Hemen yanı başımızda kanla, savaşla ve gözyaşıyla yeniden şekillenen Arap ülkeleri ve tepemizden eksilmeyen ekonomik tehditler, krizler…

 

Türkiye, her anlamda güçlü bir ülkedir ve bu gücünü potansiyellerinden almaktadır. Her noktası tarihi deneyim dolu, verimli Anadolu toprağı, genç ve cesur nüfusuyla gelecek ve umut vaat etmektedir. Bizdeki genç nüfus ve cesur girişimci ruh, her türden kaotik ortamın hakkından gelmektedir.

 

Gücün işareti ekonomidir. Ekonomik anlamda güçlüyseniz, diğer tüm alanlarda da güçlüsünüz demektir. Ekonomik güç, o Afrika atasözündeki balıkların ve karıncaların kaderini ortadan kaldıran, genellemeleri yerle bir eden tek silahtır. Ekonomik anlamda büyüyor ve kalkınıyorsanız, suyun yükselip çekilmesini bekleyen ne karınca olursunuz, ne de balık. Bizzat dalganın kendisi olursunuz. Olayların kaderini siz belirlersiniz.

 

Büyümek, kalkınmak ve güçlenmek istiyorsak daha çok girişimci yaratmak zorundayız değerli misafirlerimiz. Daha çok girişimci demek daha çok sermaye birikimi demektir. Yani daha çok fabrika demektir. Daha çok fabrika ise üretim, istihdam ve refah demektir. O nedenledir ki, girişimcilerimizin önündeki yapısal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Girişimcilik ekosistemi şeffaf, anlaşılır, kârlı ve adil olmalıdır.

 

İşte bu temel algı ve yaklaşım içinde hizmet vermeye çaba gösteriyoruz kıymetli katılımcılar. Bizim siyasetimiz ekonomi, yönümüz büyüme ve kalkınma, hedefimiz sermaye birikimidir.

 

31 Mart 2019 tarihinde yerel seçimlerimizi gerçekleştirdik. Sandığa giderek tercihimizi demokratik bir şekilde ortaya koyduk. O süreç tamamlandı. Artık ülke gündemi de, siyaset ve seçimden kurtulup hızla gerçek gündemine, yani ekonomi gündemine, dönmelidir. Ekonomik hayat asla boşluk sevmez. Dünya, acımasız rekabetin hâkim olduğu koca bir pazardır. O pazardaki yerimizin soğumasına asla izin vermemeliyiz.

 

Geride kalan yılda borsamız imzalı çalışmalarımızı şöyle bir hatırladığımızda, girişimcilerimize ve ekonomik parametrelere karşı hassasiyetimizi de somutlamış olacağız kıymetli üyelerimiz, değerli misafirlerimiz.

 

Kentimiz için en önemli üretim, ticaret ve ihracat kalemi fındıktır. Bizler, fındığa alternatif aramak gibi bir gaflette hiç bulunmadık. Aksine, daha çok üretelim, daha kaliteli üretelim, daha çok satalım diye kafa yorduk, projeler ürettik.

 

  • Borsamızın yürüttüğü, AB fonlarından destekli “Fındık Üretiminde Modern ve Geleneksel Yöntemlerin İncelenmesi”  konulu projemizi 2018 yılının Eylül ayında tamamladık. Valiliğimizin, Üniversitemizin, Altınordu Ziraat Odamızın, İtalya’daki TUSCIA Üniversitesinin ve İspanya’daki araştırma enstitüsü IRTA’nın ortak olduğu proje 2 yıl boyunca uygulandı. İtalya ve İspanya’daki iyi uygulamalar görüldü ve proje çıktısı olarak Ordu Üniversitesi bünyesinde 5 dönümlük bir model fındık bahçesi tahsis edildi. Eğimli araziye, teraslama yöntemi ve tek dal esasına göre oluşturulan model bahçemiz, üniversitemizin Cumhuriyet Yerleşkesi içindedir. Yine bu proje kapsamında, proje yürütüldüğü süreçte elde edilen deneyimleri ve bilimsel tespitlerle verileri ihtiva eden 4 dilde yazılmış bir kitap da, tarihe kalmıştır.

 

  • Fındık sektöründe uzun yıllardır konuşulan lisanslı depoculuk konusunda da boş durmadık. Malumlarınız olduğu üzere, lisanslı depoculuk çok büyük yatırımdır. Milyon dolarlarla ifade edilen bu sabit yatırımları hayata geçirmeden önce isabetli fizibiliteler yapılması icap edilmektedir. İşte bu ihtiyaçtan hareketle  “Ordu Ticaret Borsası Lisanslı Depoculuk Hizmetleri” adlı projemizle “DOKA Fizibilite Desteği Programı “ kapsamında konuyu masaya yatırdık. Lisanslı depoculuk alanında yapılması muhtemel bir yatırımda hazırladığımız bu fizibilite raporu yol gösterecektir.

 

  • Borsacılığın tanımı yapılırken “Çok sayıda alıcı ile çok sayıda satıcının bir araya geldiği disipline olmuş piyasalardır” denilmektedir. İşte biz de, çağdaş borsacılık anlayışının bir gereği olarak borsamız bünyesinde “Sıcak Satış Salonu” oluşturduk. Tefrişatını yaptık. Satış salonuna dair temel işleyiş ve kuralları saptadık. Piyasa teamülleri yavaş oluşmaktadır. Teamüllerin oturması, tam kabulü zamana bağlıdır. Fındık sektörü de diğer sektörler gibi dinamik ve değişkendir. İşte bu değişim süreci üreticilerimizi, tüccar ve sanayicilerimizi satış salonuna çekecektir. Bizler, sektörün geleceğine, yapısal sorunlarını ortadan kaldıracak alanlara yatırım yapmaktayız.

 

  • Borsamız bünyesinde oluşturduğumuz Proje Ofisi’miz aynı zamanda “Dış Ticaret İstihbarat Birimi ve Danışma Masası” olarak kurumsallaşmaktadır. Dış ticaret potansiyeli olan başta siz değerli üyelerimiz olmak üzere, kentimizdeki tüm girişimcilere ücretsiz hizmet verecek olan bu birimimiz ile ekonomik hayatımıza güç katmaya hazırlanıyoruz. Dış ticaret konusunda akla gelebilecek her konuda danışmanlık hizmeti verebilir noktadayız.

 

  • Girişimciliğin öneminden bahsetmiştim değerli misafirlerimiz. Mevcut ve yeni girişimciler için en temel sorun finansmana erişimdir. İşte bu temel sorundan hareketle, tedbirli ve tasarruflu kullandığımız kaynaklarımızı teminat göstererek bankalarla “Nefes Kredisi” protokolleri imzaladık. Nefes Kredisi için başvuran üyelerimize hiçbir bürokratik süreç yaratmadık. Tarafımızdan oluşturulan “Faaliyet Belgesi” bizzat ilgili bankalara ulaştırıldı. Her bir üyemiz tek tek ziyaret edilerek süreç hakkında bilgilendirilip, düşük faizli bu kredilerden yararlanmaları sağlandı. Üyelerimizin %75’inin nefes kredilerinden faydalandığı ve toplam kredi hacminin yaklaşık 52 milyon lira olduğunu gördük. Bundan sonra da kaynaklarımız ölçüsünde ve mevzuatların el verdiği yere kadar üyelerimizin finansmana kolay erişimi adına pozisyon almaya devam edeceğiz.

 

  • Kaynaklarımızı etkin ve verimli kullanmaya azami özen gösteriyoruz. Teknolojik altyapıyı önemsiyor ve dikkatle bu alana yatırım yapıyoruz. Bağlı olduğumuz Ticaret Bakanlığının direktifleriyle Türkiye genelindeki 113 Ticaret Borsası “Dijital Dönüşüm Projesi” kapsamında teknolojik anlamda yeniden yapılanmaktadır. Artık Ticaret Borsaları arasındaki farklılık arz eden uygulamalar ortadan kalkıyor. Konuyla ilgili olarak detaylar her birinize tek tek anlatılmış ve önümüzdeki süreçte detaylı bilgilendirmeler yapılmaya devam edilecektir. Bütün gayretimiz bürokrasiye takılmadan, kaynak israfı ortaya çıkarmadan ve siz değerli üyelerimize angarya gelecek süreçleri ortadan kaldırmak içindir.

 

  • Türkiye genelinde başlatılan “İstihdam Seferberliği” kapsamında gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarını bizzat sizlerle birlikte yürüttük ve ilimizde istihdama, refaha bir parçacık da olsa katkı sağlayacak yollar için ortak akıl arayışına girdik.

 

  • Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, IPARD, UR-GE Projeleri konusunda açılan tüm başlıkları değerlendiriyor ve üyelerimiz başta olmak üzere, kentimizin yararına gördüğümüz başlıklarda projeler yazıyor, bu başlıkta proje yazmak isteyen üyelerimize ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyoruz.

 

  • Fındık üretiminde son zamanlarda oldukça ciddi bir tehdit olan “Kahverengi Kokarca” hakkında, sektörün önde gelen kurum ve kuruluşlarının temsilcileriyle bir çalıştay gerçekleştirdik ve bu çalıştay sonucunda tüm bölge için tehlike olan bu zararlıya karşı topyekûn bir farkındalık ve mücadele programı başlatılması mutabakatına varıldı. Önümüzdeki dönem kahverengi kokarca başta olmak üzere hızla yayılan böcek zararlıları hususunda çalışmalarımız artarak devam edecektir.

 

  • “Marifet iltifata tabidir” deyiminden feyiz alarak yaptığımız ve başarılı olan lobicilik faaliyetlerimizden de bahsetmek istiyorum. Malumunuz olduğu üzere 2008 yılında müstahsilden aldığımız malların bedelinin bankalardan ödenmesi gibi bir zorunluluk getirilmişti. Makroekonomik anlamda bu, kayıt dışı ekonomiyle mücadele içindir ancak bizim sektörümüzde işaret edildiği biçiminde bir kayıt dışılık söz konusu değildir. Bu uygulama yıllardır süre gelen ticari geleneğimize uygun değildi ve bizi çok zorluyordu. Yaptığımız lobicilik faaliyetleri sonuç verdi ve müstahsile ödediğimiz meblağın bankadan ödenmesi zorunluluğu kaldırıldı.

 

  • Bir diğer başarılı lobicilik faaliyetimiz ise muhtasar beyanname verme süresi ile stopajın ödenme süresi arasındaki 3 günlük farktı. Ayın 23’ünde yapılan beyan ardından 26’sında ödeme söz konusuydu. Bu 3 günlük farkı anlamlı bulmadık ve özellikle borsacılık işlemlerinde ortaya çıkardığı kargaşayı da izah ederek beyan ve ödeme tarihlerini aynı güne çektirdik. Bu türden uygulamalar “Sadeleştirme” dir. Ve her türden sadeleştirme elimizi güçlendirip, ticaretimizi kolaylaştıracaktır. 

 

  • Fındıktaki “Fiyat Eksenli Polemiklere” hiç alet olmadık. Sektördeki tüm tarafları paydaş olarak gördük ve diyaloğu esas kıldık. Polemiklerle kaybedecek zamanımız olmadı hiç.  Biz, serbest piyasanın gücüne inandık ve inanmaya da devam edeceğiz. Devlet, sosyal devlet olgusunun bir gereği olarak müdahale alımları yapmaktadır. Biz, kaynakların etkin ve tasarruflu kullanılmasının yöntemlerini bulmakla mükellefiz.

 

  • Fındıkta kalite ve verimlilik yanında bir de yüksek maliyet konusu vardır değerli misafirler. Ortalama işletme büyüklüğü optimalin altında, verim düşük ve maliyetler çok yüksektir. Bu hâliyle serbest piyasada oluşacak fiyatın özellikle üreticilerimizi tatmin etmemesi de normaldir. Fındık bir ihraç ürünü olup onun esas fiyatı uluslararası piyasalarda belirlenmektedir. Maliyetimizin yüksekliğine bağlı olarak uluslararası piyasalardaki fiyatın da aynı nispette yükselmesi ne yazık ki mümkün değildir. Verimliliğimizi artırıp, maliyetlerimizi düşürmek zorundayız. Çok ve kaliteli üreterek daha geniş pazarlara satabilme kabiliyeti kazanmadan, oluşacak piyasa fiyatı tatminkâr olmayacaktır.

 

  • Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak ve tarımsal kazancın biçiminden kaynaklı olarak, üreticilere yönelik devlet destekleri önem arz etmektedir ve devam etmelidir. Bugün uygulanmakta olan “Alan Bazlı Gelir Desteği” direkt üretime yönelik değil, üreticiye, kişiye yönelik destekler biçimindedir. Bunun yanında üretime, kalite ve verimliliğe direkt etki edecek destekler de hayata geçirilmeli bu hâliyle kalite desteklenmeli, teşvik edilmelidir.

 

  • Tarım İşletmeciliği, Sözleşmeli Tarım gibi kavramlar hayatımıza girmeye başlamıştır. Sürecin dayattığı değişimlere hızla adapte olmak ve aksaklıklar için hemen önlem almak durumundayız. Değişim rüzgârı karşısında direnmek ya da zamanında aksiyon almamak, bir zaman sonra daha çok kaybetmek anlamına gelmektedir.

 

  • Fındıkla ilgili her türden etkinliğin içinde olmaya, projelerde yer almaya ve projeler üretmeye büyük önem veriyoruz, hassasiyet gösteriyoruz. Geçtiğimiz ay Ordu’da gerçekleştirilen “Ulusal Fındık Çalıştayı” na da katılarak çalışma masalarında görüş ve önerilerimizi sunduk. Şundan hiç şüphe olmasın ki, o masalara sunduğumuz görüş ve önerilerin her biri, öncesinde sizlerle istişare edilmiştir.

 

Fındık bizim en önemli üretim ve ticaret desenimiz olsa da, ekonomik realiteleri ve kuralları yok saymak gibi bir lüksümüz yoktur değerli misafirlerimiz. Ekonomik kuralları takip etmek, anlamak ve bilmek zorundayız. Sadece “Fındık” başlığını duyunca algılarımızı açmamız, bunun dışında kapalı kalmamız ekonomik miyopluğu getirecektir.

 

Değerli misafirlerimiz

 

Ekonomik hayatı ekonomik kurallar tayin eder ve hiçbir şey tesadüf değildir. Ekonomik kurallar birbirini yaratır ve etkiler.

 

  • Sermaye yetersizliği olan ekonomilerde faizler yükselir. Yüksek faiz rant ekonomisini hortlatır, üretimi durdurur ve tüketimi artırır. Faizlerin yükselmesini önlemenin tek çaresi sermaye birikimini artırmaktır. Yani yatırım yapmak, fabrika açmak, üretmektir.

 

  • Bir ekonomide mal ve hizmetlerin fiyatı kontrolsüz bir şekilde artırıyorsa oradaki esas sorunun üretimden kaynaklı olduğu görülmelidir. Üretim sürecinden çekilme ve üretim miktarındaki düşüş, ranta yönelme, talebin arzı aşması sonucunu doğuracaktır. İthalat ekonomik bir realitedir ve şarttır da. Ancak ithalatın yerli üretimden çok daha ucuz olması gibi temel bir cazibesinin olması gerekmektedir. Aksi taktirde bağımlılığı körükler. Fiyatlar genel seviyesinin kontrolsüz bir şekilde yükselmesine vesile araçlardan biri hâline gelir. Fiyatların kontrolsüz bir şekilde artmasını engellemenin yolu yatırım ve üretimdir.

 

  • Kişiler ve toplumlar, gelirinden fazlasını tüketemez. Tükettiği taktirde ekonomik kurallar devreye girer ve buhran başlar. Borcu tüketimin finansmanı olarak görmek evrensel ekonomik kurallara aykırıdır. O nedenledir ki, ister kişilerin olsun, ister işletmelerin, ister devletin, aldığı borcu yatırıma, üretim sürecine değil de tüketime yönlendirilmesi ekonomik yıkım getirir.

 

 

  • Sermaye akışkandır. Nereyi kârlı görürse oraya gider. Bir ülkeye yabancı sermaye girişi demek yatırım demektir. Yatırım için finansman demektir. O nedenle ranta dayalı faiz artışlarıyla, sermaye akışkanlığını düzenleyecek faiz artışları bir tutulmamalıdır.

 

  • Sermaye birikimi ve yatırım, istihdam demektir. İstihdamın artması sosyal devlet algısından kaynaklı olarak devletin yükünü de azaltacaktır. Sosyal devlet anlayışı içinde devlet eliyle yapılan harcamaların büyümesi de ciddi bir ekonomik sorundur. O nedenle refah payını, üretime endeksli olarak artırmak gerekmektedir.

 

Zor bir coğrafyada ve küresel çapta çetin bir ekonomik dünyada yaşıyoruz kıymetli misafirlerimiz. Bu ortamda üretmeye, biriktirmeye ve gelişmeye, kalkınmaya çalışıyoruz. Elbette zorluklar olacaktır. Ön görülen ve ön görülemeyen tüm o zorlukların üstesinden birlik ve beraberlikle geleceğiz.

 

Bir avuç kum alıp, tüm gücünüzle bir cama savurduğunuzda camda hiçbir etkisi olmayacaktır. Ama o bir avuç kumu bir beze koyup da sıkıca bağlayıp cama fırlattığınızda cam kırılacaktır. Bir avuç kum olsak bile, bir araya gelerek, sımsıkı sarılarak çetin bir taş olabilmektir marifet.

 

Sözlerime burada son verirken, tuttuğunuz orucun kabulünü niyaz eder, sağlıklı ömürler, bol ve bereketli kazançlar dilerim.

 

Hoşçakalın, Allah’a emanet olun.”