2016 Fındık Sezonu Hayırlı Olsun

2016 FINDIK SEZONU HAYIRLI VE BEREKETLİ OLSUN



Ülke olarak üretim ve ticaretinde, tüm zorluklara rağmen, lider olduğumuz, tarımsal üretimimizin amiral gemisi ve bizlerin yüz akı, alın teri fındığımız için yeni bir sezona daha ulaşmış olmanın sevinci içindeyiz. Bu sevincimizin sebebi elbette beklentilerimiz ve umutlarımızdır.



Ülke olarak zor anlar yaşadığımız bir döneme denk geldi sezonumuz. Milli irademizi ve demokrasimizi hedef alan hain odakların darbe girişimi ardından ülke olarak direndik. 237 şehidimiz var ve 2 binin üzerinde yaralımız. Tüm ülke gibi ilimiz ve bölgemiz de şehitlerine, yaralılarına ve iradesine sahip çıkmıştır. Bu vesile ile aziz şehitlerimizi bir kere daha yâd edip ruhları şad olsun derken, yaralılarımıza da Allah’tan acil şifalar diliyoruz.



Üreticilerimiz başta olmak üzere, tüm üyelerimiz ve ülkemiz için bol kazançlı, hayırlı ve bereketli bir sezon temenni ediyoruz.  Fındık üretimi, emeği ve umudu yoğun bir süreçtir. Karadeniz’in sarp yamaçlarında doğaya inat bir kapışmayla yapılan hasat sadece üreticilerimizin değil tüm bir coğrafik bölgedeki her bir birey için umuttur.



2016 sezonu diğer sezonlardan farklı olarak başlamıştır. 2015 sezonunu ve önceki sezonlarda özellikle rekolte odaklı olarak öne çıkan çok başlılık ve bu çok başlılığın fiyatı speküle ettiği iddiaları Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını harekete geçirmiş ve rekoltenin bakanlık tarafından açıklanacağı karara bağlanmıştır. 2016 sezonundan itibaren İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri koordinatörlüğünde oluşturulacak “Rekolte Tespit Komisyonları” fındık üretimine izin verilmiş yerlerde eş zamanlı olarak rekolte tespiti için sahaya inecek ve tespit olunan rekolte tahminleri bir tutanak ile bakanlığa bildirilecektir. Bu çalışma esasına göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2016 fındık rekoltesi 468 bin ton/kabuklu olarak tahmin edilmiştir.



Fındık sektöründe üretimden ticaret ve pazarlamasına kadar yıllara sarî ciddi sorunlar vardır ve bu sorunlardan mütevellit birbirine benzemeyen sezonlar yaşanmaktadır. Üretim aşamasındaki sorunlar ciddiye alınmak durumundadır. Bugün “küllenme” adıyla anılan zararlı yüzünden kalite ve verimlilik ciddi anlamada zarar görürken orta ve uzun vadede fındık bahçeleri kurumakta ve telafisi mümkün olmayan bir noktaya doğru gidilmektedir. Fındık bahçelerindeki zararlı hastalıklara ilişkin etkin ve sürekli zirai mücadele edilmesi gerekliliği artık tüm kesimlerin mutabakatla kabul ettiği bir konudur.



Genel olarak klasik AB pazarına bağımlılık devam etmektedir. Oysa daha yeni ve büyük pazarlara erişebilme ve bu pazarlara katma değeri yüksek ürünler satmak gibi çok arzu ettiğimiz bir sonuç yaşamalıydık. Ar-Ge ve Ür-Ge‘ye dayalı, tam rekabet şartlarında atıl kapasite hastalığından kurtulmayı başarmış bir sektör hayal etmekteyiz. Bu anlamda yatırımcıların önünü açacak ve tedirginlik yaratmayacak uygulamalara ihtiyaç vardır. Bu konuda yapısal anlamda çeşitli adımlar atılmakta olup, orta vadede bu iyileştirmelerin sektörümüze yansıyacağını umuyoruz.



Haksız ve eksik rekabet şartlarının mevcudiyeti malumunuzdur. Fındık gibi kıymetli bir ürünün üretimini yapanın da ticaretini yapanın da, belirlenmiş olan asgari bir takım şartları taşıması ve bu şartların sürdürebilir olması gerektiğini düşünmekteyiz. Üretim için asgari işletme büyüklüğü, bilimsel üretim ve hasat metotları söz konusu olmalıyken fındık ticaretini yapanların da belli standartlara sahip olması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili olarak da oldukça ciddi yapısal çalışmaların olduğunu bilmekte ve uygulamada karşılığını hemen bulmasını ummaktayız.



Fındık bizim için vazgeçilmesi ve alternatifleri düşünülmesi imkânsız bir üründür. Fındık bu coğrafya için ekolojik olarak en uygun bitki olmasının yanında, üretim ve ticareti büyük oranda örf ve adet haline gelmiş bir yaşam şeklidir. Bu algı içerisinde sektörün her aşamada tam kurumsallığa ve kimliğe kavuşması artık kaçınılmazdır.



Sektör temsilcilerinin popülizm içinde değil sorumluluk içinde davranmaları gerektiğini her fırsatta söyledik. Birlikte akıl ve iş üretmek zorundayız.



2016 sezonunun başta üreticilerimiz olmak üzere, tüccar, fabrikacı, sanayici, ihracatçı, tüm esnaf ile ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı ve bol kazançlı bir sezon olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.



 



Ziver KAHRAMAN



Ordu Ticaret Borsası



Yönetim Kurulu Başkanı


Üyeler İle İstişare Toplantısı (24.06.2016)

2015 Fındık Sezonu

2015 fındık sezonuna çok az bir zaman kala fındıkla alakalı gündem de ısındı. Gündemin ilk ve en önemli maddesi tahmini rekolte. Rekolte konusu yıllardır en ciddi tartışma başlığı olmuştur. Tahmini rekolte şu ya da bu şekilde yeni sezon fiyatları için bir karine oluşturmaktadır ve fındık da bir ticari emtia olduğuna göre, esas argüman fiyattır. Yani, fiyata etki edecek her konu tartışma konusu olacaktır. Bu hassasiyet gözetilerek, tüm tarafların mutabık kalacağı yöntemlerle rekolte tespit edilebilmesi tek çözüm olacaktır.



Esasında rekolte tespiti 2006 sezonundan itibaren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın uhdesine bırakılmıştır. Bakanlığa bağlı İl Müdürlükleri koordinatörlüğünde Ticaret Borsaları, Üniversitelerin Ziraat Fakülteleri, İhracatçı Birlikleri, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ziraat Odaları, Fiskobirlik, Fındık Araştırma Enstitüsü gibi sektördeki tüm kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan “Rekolte Tespit Komisyonu” tarafından yapılan çalışmalar neticesinde tahmini rekolte tespit edilmekte, tutanağa bağlanmakta ve komisyon üyelerince imzalanıp kamuoyuna açıklanmaktadır.



Eşiğinde bulunduğumuz sezon öncesinde söz konusu komisyon tarafından 680 bin ton rekolte tahmini yapılırken, ihracatçı kesimi 733 bin ton rakamını ifade etmektedir. Üretici temsilcisi Ziraat Odalarının tahminiyse 590 bin tondur. Tahminlerde farklılık olsa da fındık sektöründe yaygın bir söylem vardır “fındık çuvala girmeden ne kadar olduğunu bilmek mümkün değildir” şeklindedir.



Kurum ve kuruluşların bu türden tahmin ya da öngörülerinin olmasını anlıyoruz ancak bu öngörüleri polemik konusu yapıp da sektörün ahengini bozacak ve tarafları birbirlerine karşı kutuplaştıracak bir noktaya gelinmemeli diye düşünüyoruz. Kurum ve kuruluşların birbirlerini hedef almalarının, zehir zemberek açıklamalar yapmalarının ve hatta hedef göstermelerinin kimseye faydası olmadığı gibi, geçmişteki örnekleriyle sabit olduğu üzere; zararı sektörün tamamınadır. Bu türden yaklaşımlar, iş birliği ve birlikte üretme kültürünü ortadan kaldırmakta kurum ve kuruluşları sadece “savunma” yapmak zorunda bırakmaktadır. Bu “kolaycı” ve “yıpratıcı” alışkanlıktan vazgeçmek zorundayız.



2014 sezonu, her yönüyle farklı ve özeldi. Malumunuz olduğu üzere Mart ayında meydana gelen zirai don nedeniyle ürünümüz yok oldu ve arzdaki bu keskin daralmaya bağlı olarak fındık fiyatı da tarihi rekor kırdı. Borsamız tabelasında 20 TL’yi gören fındıktan ihracatta da gelir anlamında rekor kırdık.



411 bin ton olarak ortaya konulan rekolte, sezonun geride kalan 9 ayında bölgedeki 14 Ticaret Borsası ile İstanbul Ticaret Borsası kayıtlarına göre 475 bin ton olarak işlem görmüştür. Ziraat Odaları 370 bin ton olarak, ihracatçılar 500 bin ton ve Fiskobirlik 430 bin ton olarak tahmin etmişti. 2014 sezonu fındık için ihracat gelirimiz, yaklaşık 2,5 milyar dolar olmuştur. Bu sezon 3 milyar dolar seviyelerini zorlayacak olan ihracat geliri elbette önemli bir donedir. Ancak genel itibariyle ele aldığımızda başta üreticilerimiz olmak üzere, tüccar, fabrikacı, sanayici ve ihracatçılarımız için zor ve risklerle dolu bir sezon olmuştur. Temennimiz o ki; Allah, bu türden afetleri yaşatmasın.



2015 ve gelecek sezonlar için -geçmişte olduğu gibi bu gün de-  yenilikçi ve haksız rekabeti ortadan kaldıracak, aleniyet ilkesinin ön plana çıkacağı, sorumlu borsacılık anlayışımızı daha da kurumsallaşarak devamı için çalışıyoruz.



Fındık sektöründe sayısız sorun vardır ve her biri de oldukça çetindir. Fındık sektöründe üretimden ihracata kadar bir “sistemsizlik” halinin hâkimiyetini tüm kesimler kabul edecektir. O halde, sistem kuracak çabalar içinde olmak gerekmektedir.



OTB olarak fındık sektöründe sistem oluşturacak hiçbir gayretin dışında kalmadığımız gibi sistem kurma çabasında olanlara da köstek olmamız gibi bir durum söz konusu olamaz. En küçük bir fikrimizi bile hemen paydaşlarımızla paylaşmak gibi bir vizyona sahip olduğumuz, tüm kesimlerce malumdur. Bu anlamda, fındık sektörünün yararına olan ve bir sistem kurma gayreti içeren ve bize sunulmuş olan hiçbir projeye, öneriye kayıtsız kalmadık.



Fındık sektörünün göbeğindeki kurumlardan biri olduğumuz gerçeğinin farkında olarak sorumlu davranıp her türden polemiğin dışında kaldık, kalacağız ve işimize bakacağız.



OTB olarak KOSGEB, DOKA, Ekonomi Bakanlığı gibi kurum ve kuruluşlar nezdinde, sunduğumuz ve takip aşamasındaki projelerimizle, çağdaş borsacılık anlayışı içinde fındık sektöründe bir sistem oluşturma çabasındayız. Ancak, gemiyi tam rotasına oturtmadan ayakları yere basmayan ve safi laf olsun diye çıkıp da bir şeyler söylemek, yazıp çizmek çok da anlamlı değildir.



OTB, dün olduğu üzere bu gün de sorumlu ve bilinçli davranmakta, yasaların kedisine tevdi ettiği görevleri, yasalar çerçevesinde yerine getirmektedir. Elimizdeki kaynaklar kamu kaynağıdır ve bu kaynakları doğru zamanda doğru yerde kullanmak boynumuzun borcudur.



Bu vesileyle 2015 sezonunun başta tüm üreticilerimize,  üyelerimiz; tüccar, fabrikacı, sanayici ve ihracatçılarımıza, ilimize ve ülkemize bereket getirmesini diliyoruz.



Saygılarımla



Ziver KAHRAMAN


ORDU TİCARET BORSASI 

Yönetim Kurulu Başkanı 

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bıraktık.



2014 yılında, iyi ve güzel şeylerin yanında olumsuz ve üzücü şeyleri yaşadık. Özellikle iş kazalarının öne çıktığı ve toplu ölümlerin yaşandığı bir yıl olması hasebiyle, bu alanda yapısal önlemlerin alınmasının elzem olduğu dersini de çıkarmış olduk.



Bulunduğumuz coğrafya tarihin her döneminde stratejik öneme haiz olmuştur ve ne yazık ki bu coğrafyadan savaşlar eksik olmamıştır. Sınır komşularımızda yaşanan ve halen de devam etmekte olan bu korkunç savaşlardan elbette olumsuz etkilendik. Etrafımızdaki bu ateş çemberine rağmen istikrarını koruyabilen/koruma çabasında olan bir ülke profili oluşturmak da oldukça önemlidir.



Dünya enerji kaynakları “kaya gazı” nın keşfiyle bambaşka bir alana kaydı ve petrole olan koşulsuz bağımlılık değişmeye başladı. Bilim ve teknolojideki hamleler ve biri bitip diğeri başlayan ekonomik krizler.



Bölgemiz ve ilimiz için ele aldığımızda; tek ve en önemli geçim kalemimiz olan fındığın Mart 2014 ayı sonunda yaşanan kar yağışı ve don afeti ardından %80’lere varan nispetlerde yanmasıyla, ekonomik ve sosyal anlamda ciddi bir sarsıntı yaşanmıştır. Tek ve en önemli ticari emtia olan fındığımızın başına gelen bu afetin olumsuz etkilerinin 2015 yılında mümkün olduğunca az hissedilmesini temenni ediyorum.



2015 yılının “Fındık Kanunu” nun çıkartılacağı, fındık tarımının doğal şartların etkilerinden sıyrılacak bilimsel metotlarla yapılacağı, tarım işletmeciliği ve stok kontrol sistemi gibi yapısal sorunların giderileceği bir yıl olmasını dileyerek; bu yeni yılın, yeni umutlarla tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum.



Saygılarımla



 


2014 Sezonu Hayırlı Olsun

2014 FINDIK SEZONU BEREKETLİ VE HAYIRLI OLSUN



Umutla beklediğimiz yeni sezona nihayet ulaştık.Ancak bu sezona oldukça buruk girmekteyiz.29-30-31 Mart 2014 tarihlerinde yaşanan kar yağışı ve akabindeki don afeti nedeniyle ürünümüz büyük oranda yanmıştır.



Ürünümüzün bu şekilde; dondan, kuraklıktan vb. nedenlerden zarar görmesi, başta üreticilerimiz olmak üzere, tüccar, fabrikacı, sanayici ve ihracatçımızı, domino etkisiyle olumsuz etkilemektedir.



Bizler fındık sektörünü üreticisiyle, tüccarıyla, fabrikacısıyla, sanayicisiyle ve ihracatçısıyla bir bütün olarak/büyük bir aile olarak görmekteyiz. Et ile tırnak misali birbirinden ayrılmaz, birbirine sıkı sıkı bağlanmış parçalar, mükemmel bir mozaik tablo olarak görmekteyiz. Evet, fındık sektöründeki her kesim, ayrı renklerde, biçimlerde olsa da, esasında muazzam bir tabloyu oluşturan birer unsurdurlar. O tablodaki unsurlardan birinin olumsuzluk yaşaması, nihai noktada büyük tabloya olumsuzluk olarak yansıyacaktır/yansımıştır.



2014 sezonu başta üreticilerimiz olmak üzere, sektördeki tüm aktörler için zor ve sıkıntılı bir yıl olacaktır. Karadeniz’in sarp yamaçlarında, doğaya inat fındık yetiştiren ve umudunu o ürüne bağlayan “fındıktan başka hiçbir geliri olmayan üreticilerimiz” için,29-30-31 Mart tarihlerinde, bir anlamda umutlar da yanmıştır. Bu konuda sosyal devlet algısının devreye girerek üreticilerimizin mağduriyetinin giderilmesi talebimizi afetin ortaya çıktığı gün de, bu gün de, dile getirdik/getiriyoruz. Bu bir yangındır ve yangına müdahale, yangının başladığı yerden yapılmalıdır.



Birçok kurum ve kuruluş tarafından rekolte tahminleri açıklanmaktadır. Açıklanan rakamlar birbirinden farklı olsa da ortak nokta şudur;2014 mahsulü fındık, ihtiyaç olanın, Türkiye’nin sarf edebildiği miktarın, altındadır. Bu noktada klasik arz-talep kanunu devreye girecek ve piyasa fiyatı da bu esasla teşekkül edecektir.



Fındık, üreticisinden ticaretini yapanlara kadar, her kesimin ekmek kapısıdır. Bizler “aynı tavanın balıkları” olduğumuz bilinciyle, sorumlu davranmak ve bu sorumluluğumuza uygun açıklamalar yapmak durumundayız. Sorumlu davranış şekli de; sektördeki aktörlerin hiçbirini ötekileştirmemek, hedef haline getirmemektir.



Fındık sektöründe, üretimden, ticarete ve ihracata kadar birçok sorun vardır ve bu sorunlara yapısal sorunlar da yıllar itibariyle eklemlenmiştir. Bu sorunlu yapının, bu sistemsizliğin ortadan kaldırılması adına atılacak adımlardan ilki sorunların yerinde ve doğru tespit edilmesidir. Sorunları tespit ederken de, tespit edilmiş sorunlara yorumlar yaparken de, sorumlu davranmak durumundayız.



2014 sezonunda yaşanan bu büyük felaket bizlere bir şey işaret etmektedir. Fındıkta bir “stok kontrol sistemi” oluşturulması ve özellikle üreticiyi koruyan bir “işletmecilik” yapısının kurumsallaştırılması. Tüm bunların ve daha fazlasının yer alacağı, külliyatlı bir “Fındık Kanunu “ nun artık elzem olduğu kanaatindeyiz. Fındıkla ilgili mevzuatların tamamı, dağınık, dönemsel ve ikincildir. O nedenledir ki, yapısal kökenli bu sorunlar üretime, ticarete ve ihracata da sorun olarak sirayet etmekte, ortaya da bir sistemsizlik çıkmaktadır. İşte bu sistemsizlik içinde kurumlar/kuruluşlar ve kişiler birbirilerini suçlamakta/yıpratmaktadır.



Popülarite adına fındığı kullanma sorumsuzluğundan ve alışkanlığından vazgeçilip, sektördeki tüm kesimlerin bir araya gelebileceği bir platform oluşturulması umuduyla 2014 sezonunun hayırlara vesile olmasını ve bereketli geçmesini diliyor, saygılar sunuyorum.


30 Kasım 2013 İtibariyle

SEZON DEĞERLENDİRMESİ



(30 KASIM 2013 TARİHİ İTİBARİYLE)



 



·         31 Ekim 2013 Tarihi itibariyle Karadeniz Bölgesindeki 14 Ticaret Borsası’nın verileriyle müstahsilden tacire satış şeklinde- yani pazara inen- kabuklu fındık miktarı;



                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       






































































































           

BORSASI


           
           

Ağu.13


           
           

Eyl.13


           
           

Eki.13


           
           

ORDU


           
           

15.710.640


           
           

31.378.916


           
           

20.772.756


           
           

FATSA


           
           

6.838.444


           
           

6.708.657


           
           

3.054.346


           
           

ÜNYE


           
           

4.948.841


           
           

9.920.928


           
           

5.264.630


           
           

GİRESUN


           
           

9.681.283


           
           

22.583.717


           
           

18.506.826


           
           

TRABZON


           
           

3.407.342


           
           

10.635.171


           
           

7.801.337


           
           

RİZE


           
           

239.477


           
           

230.410


           
           

550.075


           
           

TERME


           
           

2.841.073


           
           

5.301.875


           
           

3.204.224


           
           

ÇARŞAMBA


           
           

4.486.492


           
           

14.087.137


           
           

8.864.890


           
           

SAMSUN


           
           

1.462.759


           
           

5.711.706


           
           

4.198.261


           
           

BAFRA


           
           

0


           
           

0


           
           

0


           
           

KASTAMONU


           
           

0


           
           

0


           
           

0


           
           

DÜZCE


           
           

11.561.825


           
           

27.449.309


           
           

10.206.261


           
           

AKYAZI


           
           

1.972.133


           
           

2.392.044


           
           

793.423


           
           

SAKARYA


           
           

8.677.048


           
           

23.179.417


           
           

10.035.323


           
           

TOPLAM


           
           

71.827.357


           
           

159.579.287


           
           

93.252.352


           


                                                                     Kaynak: Ticaret Borsaları Aylık Bültenleri



 



Şeklindedir. Bu üç aylık periyotta pazara inen kabuklu fındık toplam miktarı 324.658.996 Kg’dır.



 



·         2012 sezonunun aynı döneminde pazara inen kabuklu fındık miktarı ise;



                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       






































































































           

BORSASI


           
           

Ağu.12


           
           

Eyl.12


           
           

Eki.12


           
           

ORDU


           
           

6.700.283


           
           

25.986.910


           
           

16.476.783


           
           

FATSA


           
           

1.894.099


           
           

6.634.426


           
           

2.953.909


           
           

ÜNYE


           
           

1.414.759


           
           

7.213.082


           
           

4.080.057


           
           

GİRESUN


           
           

3.675.082


           
           

22.199.483


           
           

12.964.576


           
           

TRABZON


           
           

1.887.089


           
           

8.112.501


           
           

5.344.229


           
           

RİZE


           
           

20.746


           
           

144.901


           
           

250.673


           
           

TERME


           
           

1.233.026


           
           

3.883.108


           
           

1.977.088


           
           

ÇARŞAMBA


           
           

1.602.824


           
           

14.351.700


           
           

8.597.341


           
           

SAMSUN


           
           

93.400


           
           

1.898.557


           
           

1.555.583


           
           

BAFRA


           
           

0


           
           

0


           
           

0


           
           

KASTAMONU


           
           

0


           
           

0


           
           

0


           
           

DÜZCE


           
           

11.141.296


           
           

46.170.101


           
           

24.504.313


           
           

AKYAZI


           
           

2.198.025


           
           

4.383.103


           
           

1.476.239


           
           

SAKARYA


           
           

11.945.482


           
           

55.499.135


           
           

23.277.862


           
           

TOPLAM


           
           

43.806.111


           
           

196.477.007


           
           

103.458.653


           


                                                                                      Kaynak: Ticaret Borsaları Aylık Bültenleri



 



Şeklinde olup;2012 sezonunun ilk üç aylık periyodunda pazara inen kabuklu fındık 343.741.771.-Kg olmuştu.



 



·         Pazara inen kabuklu fındık verileri dikkate alınarak analiz yapılacak olursa;2013 sezonunda 2012 sezonunun aynı dönemine göre %6 nispetinde daha az fındık pazara inmiştir. Bu oran, piyasa yapısını bozacak ya da çok farklı değerlendirmelere konu olabilecek büyüklükte olmasa da, rakamsal ifadesi 19.082.775 Kg’a denk gelmektedir.Bu durum rekoltenin geçen sezona göre daha az olmasıyla ve/veya üreticinin ürününü bilinçli olarak pazara indirmemiş olacağı varsayımıyla açıklanabilir.



 



·         2012 sezonunun Ekim ayında 103.458.653.-Kg kabuklu fındık pazara inerken 2013 sezonunun Ekim ayında %11’lik düşüşle 93.252.352 Kg kabuklu fındığın pazara indiği görülmektedir. Gerek totalde gerekse aylık göstergelerde pazara inen fındık miktarının düştüğü görülmektedir. Kasım 2013 döneminde bir önceki sezonun aynı dönemine göre göre 10.206.301 kg fındık daha az pazara inmiştir.



 



·         Pazara inen kabuklu fındık miktarı, tahmini rekolte ile gerçek durum arasındaki en sağlam veridir. Ticaret Borsalarının verileri, belgelere dayanmakta olduğundan istatistiki anlamda en doğru / güvenilir ve yılar itibariyle takip edilebilir verilerdir.



 



·         2012 ve 2013 sezonu ihracat verileri incelendiğinde;



 



                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               




















































           

AYLAR


           
           

MİKTAR


           
           

TUTAR


           
           

AYLAR


           
           

MİKTAR


           
           

TUTAR


           
           

 


           
           

(TON/İÇ)


           
           

($)


           
           

 


           
           

(TON/İÇ)


           
           

($)


           
           

Eyl.13


           
           

32.268


           
           

221.851.205


           
           

Eyl.12


           
           

35.829


           
           

199.338.045


           
           

Eki.13


           
           

25.695


           
           

182.903.481


           
           

Eki.12


           
           

36.476


           
           

199.078.468


           
           

Kas.13


           
           

27.846


           
           

203.344.237


           
           

Kas.12


           
           

33.926


           
           

194.203.871


           
           

85.809


           
           

608.098.923


           
           

106.231


           
           

592.620.384


           


 



Miktar bazında 2013 Eylül-Ekim- Kasım aylarında 2012 Eylül-Ekim- Kasım aylarına göre %20 nispetinde daha az ihracat yapılmıştır.2013 Sezonunda toplamda 106.231 Ton/İç fındık ihraç edilmişken 2012 sezonunun aynı periyodunda bu miktarın 85.809 Ton/iç olduğu görülmektedir. Aradaki fark 20.422 Ton/İç’tir. Sezonun başından bu yana bir önceki sezona göre bu miktarlarda daha az fındık ihraç edilmiştir.



 



2013 Kasım ayında 2013 Ekim ayına göre(bir önceki aya göre) %8 nispetinde daha fazla fındık ihraç edilmiştir.



 



İlk 3 ayda ihraç edilen fındık miktarının kabuklu olarak karşılığı 171.618 ton’dur.2013 sezonunda pazara inen kabuklu fındık miktarı toplamı ise 324.659 Ton olup, ihraç edilen miktar pazara inen totalden düşüldüğünde iç piyasada 153.041 Ton kabuklu fındık kaldığı yorumu ortaya çıkmaktadır. Şu halde iç piyasadaki bu miktarın bir kısmı sarf edilmişken önemli bir kısmı da stoklarda beklemektedir şeklinde bir yorum yapılması pek de yanlış olmayacaktır.



 



İhracat geliri bazında bir önceki sezonuna göre %2,6’lık bir artış söz konusudur. Miktar bazında %20’lik düşüşe karşılık ihracat geliri bakımından %2,6’lık artış oldukça düşük kalmaktadır.



 



·         Kental bazında 2013 Kasım ayı ortalaması 711 $ olarak gerçekleşmiş olup geçen yılın aynı döneminde 540 $ olmuştur.2012 sezonunun aynı dönemine göre kental bazında artış %32’dir.Kental bazındaki bu artış, toplam ihracat gelirlerine yansımış değildir.



 



DEĞERLENDİRME



 



·         2013 sezonu bir önceki sezona göre pazara inen kabuklu fındık miktarı ve ihracat miktarı bakımından düşük seyrederek açıldı. İhracat gelirindeki nispi artış oranı ise miktarsal düşüşü tolere edecek seviyede değildir.



 



·         İç piyasada fındık fiyatlarını etkileyen ekonomik argümanların yanında spekülatif etkiler de dikkat çekmeye başlamıştır. Son olarak İspanya Gıda Tarım Ve Kooperatifler Birliği tarafından yapıldığı iddia edilen “Türk fındığına yüksek oranda aflatoksin olduğu ve bu nedenle AB ülkelerine girişinin yasaklanması gerektiği” şeklindeki haberler de bu spekülatif girişimlerin bir parçası olarak görülmektedir.



 



·         Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan rekolte tespit çalışmaları neticesinde 2013 sezonu tahmini rekoltesi 572.385 Ton/Kabuklu olarak tespit edilmiştir. Bu hesaplamalara göre, pazara inen 324.659 Ton/Kabuklu miktarı tahmini rekolteden düşülür ise Ticaret Borsaları kayıtlarına girmemiş olan 247.726 Ton/Kabuklu miktarında fındık olduğu yorumu yapılabilir. Yani; sezonun ilk 2 ayında tahmini rekoltenin yaklaşık %57’si pazara inmiş ve Ticaret Borsalarında işlem görmüştür.



 



 


Sezon Değerlendirmesi

SEZON DEĞERLENDİRMESİ



(31 EKİM 2013 İTİBARİYLE)



 



·        30 Eylül 2013 Tarihi itibariyle Karadeniz Bölgesindeki 14 Ticaret Borsası verilerine göre pazara inen kabuklu fındık toplam miktarı 231.406.644 Kg ‘dır.






















































































Ağu.13



Eyl.13



ORDU TB



15.710.640



31.378.916



FATSA  TB



6.838.444



6.708.657



ÜNYE  TB



4.948.841



9.920.928



GİRESUN TB



9.681.283



22.583.717



TRABZON  TB



3.407.342



10.635.171



RİZE TB



239.477



230.410



TERME  TB



2.841.073



5.301.875



ÇARŞAMBA  TB



4.486.492



14.087.137



SAMSUN TB



1.462.759



5.711.706



BAFRA  TB



0



0



KASTAMONU TB



0



0



DÜZCE  TB



11.561.825



27.449.309



AKYAZI  TB



1.972.133



2.392.044



SAKARYA TB



8.677.048



23.179.417



TOPLAM



71.827.357



159.579.287




                                                            2013 Mahsulü



·        2012 mahsul yılının aynı döneminde pazara inen kabuklu fındık miktarının 240.283.118 KG olduğu görülmektedir.






















































































Ağu.12



Eyl.12



ORDU TB



6.700.283



25.986.910



FATSA  TB



1.894.099



6.634.426



ÜNYE  TB



1.414.759



7.213.082



GİRESUN  TB



3.675.082



22.199.483



TRABZON  TB



1.887.089



8.112.501



RİZE TB



20.746



144.901



TERME  TB



1.233.026



3.883.108



ÇARŞAMBA  TB



1.602.824



14.351.700



SAMSUN  TB



93.400



1.898.557



BAFRA  TB



0



0



KASTAMONU TB



0



0



DÜZCE  TB



11.141.296



46.170.101



AKYAZI  TB



2.198.025



4.383.103



SAKARYA TB



11.945.482



55.499.135



TOPLAM



43.806.111



196.477.007




                                                                                      2012 Mahsulü



 



·        Pazara inen kabuklu fındık miktarı kıyaslaması yönünden konuyu ele aldığımızda 2013 sezonunun Ağustos- Eylül ayları itibariyle 2012 sezonunun Ağustos-Eylül aylarına göre %4 nispetinde daha az fındık pazara inmiştir.



 



·        31 Ekim 2013 tarihi itibariyle ihraç edilen iç fındık miktarı 57.963 Ton ’dur. Bunun kabuklu olarak karşılığı 115.926 Ton ‘dur. Bu miktar ihracat karşılığında 404.754.686 Dolar ihracat geliri elde edilmiştir.31 Ekim 2012 tarihi itibariyle ihraç edilen iç fındık miktarı 71.515 Ton’du. Bunun kabuklu olarak karşılığı ise 143.030 Ton’dur. Bu miktar ihracat karşılığında 398.416.513 Dolar gelir elde edilmişti.



 



·        31 Ekim 2013 tarihi itibariyle bir önceki sezonun aynı dönemine göre miktar olarak %23 nispetinde daha az fındık ihraç edilmiştir. Buna karşılık %1,5 nispetinde daha fazla gelir elde etmişiz.



 



·        31 Ekim tarihi itibariyle aylara göre ihraç edilen iç fındık miktarını gösteren tablo aşağıdadır.




































 



                Aylar



 



SEZON



Eylül



Ekim



TOPLAM



 



(Ton/İç)



(Ton/İç)



 



2012



35.828



36.477



72.305



2013



32.268



25.695



57.963




 



Tablo incelendiğinde; Eylül 2013 ayında Eylül 2012 ayına göre %10 daha az ihracat yapıldığı görüşülmektedir. Ekim 2013 ayında ise aradaki fark %42’ye çıkmıştır.2012 sezonunun ekim ayında eylül ayına göre yaklaşık %2 nispetinde daha fazla ihracat yapılırken 2013 sezonunda bu durum %25,5 nispetinde daha az ihracat olarak gerçekleşmiştir.



·        2013 ve 2012 Sezonlarının 31 Ekim tarihleri itibariyle ve aylar bazında ihracat gelirleri de aşağıdaki tablodadır.



 




































 



                Aylar



 



SEZON



Eylül



Ekim



TOPLAM



 



(DOLAR)



(DOLAR)



 



2012



199.338.045



199.078.468



398.416.513



2013



221.851.205



182.903.481



404.754.686




 



2012 sezonunun eylül ve ekim aylarında ihracat gelirinin neredeyse aynı olduğu görülmekteyken.2013 sezonunun ekim ayında eylül ayına göre %21 nispetinde daha az gerçekleşmiş olduğu görülmektedir.



 



·        Kental bazında ele aldığımızda 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle kental(100 kg iç fındık) fiyatının 689 Dolar olduğu,31 Ekim 2012 tarihinde 530 Dolar olduğu görülmektedir.2013 sezonunda kental bazında %30’luk bir artış söz konusudur.



 



DEĞERLENDİRME



 



·        İçinde bulunduğumuz 2013 sezonunun cari verileriyle, bir önceki sezonun aynı dönemine göre pazara inen fındık miktarı daha azdır. Buna nazaran ihraç edilen fındık miktarı da az olup gelir fazladır. Ancak,%23 nispetinde daha az ihracat yapılırken gelirdeki artık %1,5 gibi oldukça küçük ve endişe verici bir artışta kalmıştır. Rakamlar, bu haliyle daha az ihracat yaparken gelirimizin de oldukça az nispetlerde arttığını göstermektedir. Buna artan maliyetleri de eklediğimizde gelirdeki artışın kâr maksimizasyonu ve rekabet için yeterli olamayacağı yorumuna gidilebilir. Yine kental bazındaki %30’luk artış totalde kârlılığımıza yansıyabilmiş değildir.



 



·        2013 sezonunda pazara inen kabuklu fındık miktarı 231.283 Ton seviyesindeyken, kabuklu cinsinden ihraç edilen fındık miktarının 115.926 Ton olduğu görülmektedir. Pazara inen ile ihraç edilen arasında, pazara inen lehine 115.357 Tonluk bir fark söz konusudur. Yani 115.357 ton şu anda iç pazardadır. Bu miktar fındık için üç olasılık bulunmaktadır;



 



 



-         Tamamı iç pazarda tüketilmiştir.



-         Tamamı stoktadır.



-         Bir kısmı tüketilmiş, bir kısmı da stoktadır.



 



Ticari realite, ekonomik değere haiz bir ürünün sürekli ve kıymetinde değerlendirilmesini makul görmektedir. Bu miktarda ürünün stoklarda bekliyor olması olasılığı piyasaların geleceği açısından belirsizliği artıracak faktörlerden biri olacaktır. İç pazarda tüketiliyor olması, ticarete konu olmaya devam etmesi beklenen ve olumlu yorum yapılabilecek bir durumdur.



 



·        İhracattaki miktarsal düşüş iyi analiz edilmelidir. Bu düşüşün nedenleri, dönemsel olup olmadığı hususları usulünce tespit edilmelidir. İhracattaki miktarsal düşüşü rekolteye bağlamının doğru olamayacağını pazara inen fındık miktarından anlamaktayız. O halde bu düşüşe konu başta izahatlar olmalıdır. Bu izahatların en korkutanı ise alıcıların mamul maddelerinde fındık kullanım oranlarını düşürme eğilimleri olabileceğidir. Alıcılar fındık fiyatını istikrarsız ve yüksek buluyor olabilirken, farklı ar-ge çalışmaları içinde de olabilirler. O halde işin başında gereken analizlerin yapılması ve önlemlerin alınması icap edilmektedir. Bu gün, mamul madde üreten birçok kuruluş ürünlerinde soya ve mısır şurubu gibi katkı maddelerini artırarak fındık miktarını düşürme eğiliminde olabilir. İnsan sağlığını tehdit etmeyecek ve gıda kodekslerine uygun olacaksa Avrupalı imalatçılar neden böylesi bir değişime meyil etmiş olmasın?



 



·        Türkiye dünya fındık üretiminde ve ticaretinde liderdir. Ancak bu liderliğimiz bizim “Mutlak” ya da “Mukayeseli” üstünlüğümüz haline gelebilmiş değildir. Ne yazıktır ki; fındığın fiyatı halen alıcı tarafından belirlenmektedir. Halen alıcının istediği kadar satılabilmektedir. Piyasaya yön veren alıcıdır. Bu realite çerçevesinde ülkemiz için oldukça önemli olduğunu düşündüğümüz ve bizce “mili” özelliği sahip fındıkla ilgili salt fiyat eksenli bakış açımızı değiştirmeli ve ortaya çıkan başkaca rakamları doğru okumalıyız.


Fındık İhracatında Rekor

FINDIK İHRACATINDA REKOR KIRILDI



Milli ürünümüz fındıkta 2012 sezonunda 301 bin ton/iç miktarındaki ihracat hacmiyle Cumhuriyet döneminin rekoru kırıldı. Bunun karşılığında ülke ekonomisine 1,75 milyar dolar girdi sağlanmış oldu. Fındıktan elde edilen bu kazancın tek kuruş ithal girdi ihtiva etmiyor olması bir diğer önemli konudur.



Her fırsatta ve defalarca söylenmiş olmasına aldırmadan bir defa daha; fındığın bu ülke ekonomisine katkısı ve bir coğrafik bölgenin temel geçim kalemi olduğu vurgusuna dikkat çekmek istiyorum. Ekolojik yapıya uygunluğundan mütevellit dünyanın en kaliteli fındığını üretiyor olmanın gururunu yaşamaktayız. Bu bir avantajdır ve bu avantajımızı bilimsel arenaya taşımak icap etmektedir. Öncelikle fındığımızın gen yapısı ortaya çıkartılmalı, ürün çeşitliliği konusunda çalışılmalı ve hür teşebbüse feyiz olacak ürün kalemleri ortaya çıkartılmalıdır.



Fındık, tarım ürünleri arasında en likit üründür. Yılın hangi ayı, günü ve saati olursa olsun, elinizde fındık varsa ve onu paraya çevirmek istiyorsanız, hemen satabiliyor ve paraya çevirebiliyorsunuz. Bu kadar yüksek likidite özelliği altında bile bulunmamaktadır. Elinizdeki 1 kg’dan bin kg’a kadar- ve daha fazlasını- anında nakde çevirebilme özelliği, fındığın bir diğer önemli avantajıdır. Fındık, bizim için altından daha işlevsel bir ticari metadır.



Türkiye bu gün 100’ün üzerinde ülkeye fındık ihracatı yapabilir noktaya gelmiştir. Hâkim pazar AB ülkeleri olsa da, yeni pazar arayışları da gündemdedir.



Fındık Tanıtım Grubu(FTG) Çin, Japonya, Hindistan, Rusya ve ABD pazarında fındık tanıtımı yapıp, pazar yaratmaya çalışmıştır. Bu 5 ülkede fındık tanıtım yapılması tesadüf değil, bir takım gözlem ve araştırmalara dayalı yeni pazarlar olabilme potansiyeli taşımalarından dolayıdır.



·        Çin, dünyanın en kalabalık ülkesidir. Son yıllardaki ekonomik atılımıyla da, alım gücü yüksek bir sınıf ortaya çıkmaya başlamıştır. Kaldı ki; fındığın anavatanı Çin’dir ve bu algı içerisinde Çin’de fındığın tanıtılıp, bir damak zevki oluşturulması halinde muazzam bir pazar bulunmuş olunacaktır. Bu gün, Çin menşeli ürünler ülkemize girmekte, çoğu zaman da yerli üreticiler rekabet edememektedir ”Mukayeseli Üstünlükler Kuramı” açısından konuya yaklaşırsak, dünyanın en kaliteli fındığını üretiyor olmamız hasebiyle Çin pazarında fındık neden bizim üstünlüğümüz olmasın ki?



 



·        Japonya’nın ekonomik durumu malum; zengin bir ülkedir Japonya ve Japonlar da kaliteli gıda konusunda oldukça hassastır. Zengin ve hassas olan bu pazara Türk Fındığı kalitesiyle girmek çok anlamlı bir hamle olacaktır.



 



·        Hindistan, yine son dönemlerde trendi yükselen ülkeler kategorisindedir. Hindistan nüfusunun %10’undan fazlasının geliri 20 bin dolar ve üzerindedir. Bu şu manaya gelmektedir; Hindistan’da AB ülkelerindeki nüfus kadar bir kütle, AB Ülkelerindeki standartlara ve daha fazlasına sahiptir. Hindistan’daki bu %10’a fındık satabilmek demek, AB Pazarı gibi yeni bir pazar kazanmak demektir.



 



·        Rusya, komşumuz olması hasebiyle sınır ötesi ticarette kargo maliyetlerinin en aza indirilebileceği bir potansiyel taşımaktadır. Oldukça geniş bir coğrafyada kalabalık bir ülkedir. İklimsel özelliklerinden dolayı soğuk bir ülke olan Rusya’da yaşayanların enerji veren gıda maddelerine önem ve öncelik verdikleri bilinmektedir. Bunun yanında Türk Fındığını bilmekte ve tanımakta olmaları da yine bir diğer avantajımızdır. Rusya gibi bir pazara girebilmek, elbette önemlidir.



 



·        ABD, fındık üreten bir ülke olsa da, ürettikleri fındığın kalitesi Türk Fındığının kalitesini tutmamakta ve haliyle fındığa dayalı, ciddi bir damak tadı da gelişmiş değildir. ABD’nin zengin ve büyük bir ülke olması, fındığı tanıyor olmaları, fındık ve mamullerine yönelik bir damak zevki oluşturulabileceği kanaatiyle ciddiye alınması gereken bir pazardır.



 



Fındığı üretmek kadar satabilmek de önemlidir. Her zaman dikkat çekmeye çalıştığımız gibi; sektör bir bütündür, üreticisi, tüccarı, fabrikacısı, sanayicisi ve ihracatçısı aynı bütünün farklı yerlerindeki birer parçadırlar. Kabul edilsin ya da edilmesin orta yerde bir senkronizasyon vardır. Bu senkronizasyon olmasaydı bu gün bizler 301 bin tonluk ihracat rakamından ve 1,75 milyar dolarlık elde edilen gelirden bahsediyor olmayacaktır. Bu senkronizasyon olmasaydı, bu gün dağ-taş fındık bahçesi olmayacak ve fındığın altından daha likit bir ürün olduğundan bahsediyor olmayacaktır.



Bir ürüne katma değer kazandırmak zor ve meşakkatli bir süreçtir. Ulusal ve Uluslararası ticarette, katma değer kazandırılmış ürünler daha fazla rağbet görmekte, tercih edilebilir olmaktadır. Gerek üretim aşamasında gerekse nihai aşamada, tarafları memnun etmeyen fiyat teşekkülü söz konusuysa, konuyu bir bütünlük içinde ele alıp, çözümü de o eksende tesis etmek, fiyat istikrarı sağlayacaktır. Sorunlara çözüm arayışları içerisinde, sektörü bir bütün olarak görme alışkanlığı kazanılmalıdır. Üretim aşamasındaki bir sorun en son noktaya bile etki etmektedir.



Karadeniz’in sarp ve uzak köylerinde, birbirinden uzak hanelerde adeta birer karakol gibi vatan toprağını koruyan ve değerlendiren fındık üreticileri elbette önemlidir. Onların alın teri ve emekleri elbette kutsaldır. Elbette alın terinin ve emeğinin karşılığını eksiksiz ve zamanında almalıdır. Buna kim, neden “hayır” diyebiliri ki? Ancak, bu ürüne ticari bir mana katan, ona vasıf kazandıran, katma değer kazandıran, sınır aşırı ülkelerle ticari temaslara girip, ürünümüzü dünyanın yüz ülkesine satan ihracatçılarımız da en az üreticilerimiz kadar mühimdir. Onların ticari faaliyetleri de bizler için aynı derecede önemlidir ve 301 bin ton fındık satarak kırdıkları bu rekor takdire şayandır.



Bu ülkenin müreffeh ülkeler seviyesine çıkması ve ebediyen o müreffeh seviyede kalması iktisaden güçlü olmamızla mümkündür. Fındık, bu ülkeye kılçıksız 1,75 milyar dolar döviz girmesine vesile olmuştur, bunun yanında iç pazarda da sirkülâsyona konu olmaktadır. Bu denli önemli ve kıymetli bir ürüne eli dokunan herkes bizler için önemlidir. Fındığın bir meselesi varsa, o mesele bizler için “Milli Meseledir”


Toprak Koruma Kanunu ve F

TOPRAK KORUMA KANUNU VE FINDIK 



(FINDIK ARAZLERİNİN KORUNMASI VE VERİMLİ KULLANIMI HAKKINDA BİR ÇALIŞMA)



Her ne kadar “fındık ve sorunları” dediğimizde söylenen ilk ve tek şey “fiyat” olsa da; fındıkta “üretim” eksenli yaşanan sorunlardan biri, belki de en önemlisi, miras yoluyla arazilerin sürekli bölünmesidir. Arazilerin bu şekilde bölünmesi, öncelikle katle ve verimlilik üzerinde olumsuz etki ortaya çıkarmaktadır. Arazinin yeni sahipleri, arazilerine aynı duyarlılıkta bakım yapmadığından ve yapanların da bilimsel esaslarla değil, geleneksel yöntemlerle bakım yaptığı için bunun neticesini düşük verim ve kalitesiz ürün olarak almış oluyoruz.



Tarım arazilerinin amaçlarına uygun ve verimli olarak kullanılmaması fındıkta temel sorunlardan biri olduğu gibi ülkemiz tarımı için de ciddi bir sorunudur. Bu konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak adına bu çalışma kaleme alınmıştır.



“5403 Sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanım Kanunu” tam da bu noktada önem arz etmektedir.2005 yılında yürürlüğe giren kanunun amacı “Toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, plânlı arazi kullanımını sağlayacak usûl ve esasları belirlemektir.”Şeklinde hükmedilmektedir.



Kanunun amacı bir anlamda yaptırım gücünü de ihtiva etmektedir. Demek oluyor ki; toprak kaybına yol açacak doğal ve yapay faktörleri engelleyecek, toprağın nitelik değiştirmesini engelleyecek ve koruyacak, sürdürülebilir ve planlı arazi kullanımı sağlayacak önemleri alma, bu önlemlere rağmen riayet etmeyenlere gerekli cezai müeyyideleri işletmek bu kanunu kapsamındaki icra mercilerine yetki verilmiştir.



Mevzuyu biraz daha sadeleştirmek gerekirse; toprağın mülkiyetine sahip olmak, tapusunu elinde bulundurmak o toprak üzerinde sonsuz bir hakkınız olduğu ve toprağı istediğiniz gibi değerlendirebileceğiniz manası taşımamaktadır. Toprak, bu ülkenin milli değeridir ve bu milli değer kanunlarla koruma altına alınmıştır. Toprak üzerinde, onu koruyan-kollayan, niteliklerini değiştirmeyecek faaliyetler yapıldığı sürece hiçbir sorun olmayacaktır.



·        5403 Sayılı Kanunun 13.maddesi mutlak tarım arazilerinin tarımsal üretim faaliyeti dışında kullanılamayacağını hükmetmektedir. Yine bu kanunun temel hedeflerinden biri; erozyon yoluyla toprak kaybını önlemek üzere gerekli tedbirlerin alınması ve özendirmelerin yapılmasıdır. Fındık ocağı, dik yamaçlı ve toprak derinliği sığ arazilerde toprağı erozyona karşı korumak adına en uygun bitkidir. Durum bu olunca; fındık bahçelerinin keyfiyete bağlı olarak sökülmesi gündeme geldiğinde 5403 Sayılı Kanunun kapsamında ilgili kurumlara görev ve sorumluluk doğduğu da rahatlıkla söylenebilir. Bölgemizin ekolojik ve arazi yapısına en uygun ürün olan fındığa alternatif ürün arayışları çerçevesinde fındık bahçelerinin sökülmesi yönündeki taleplerin ve/veya projelerin 5403 sayılı kanuna uygunluğu bir kere daha gözden geçirilmelidir.



 



·         “Ölüm Hak Miras Helal” anlayışıyla, özellikle tarım arazilerimi sürekli küçülmektedir. Bu durumunun, kalite ve verimlilik üzerinde olumsuz etkisi olduğuna yukarıda değinmiştik. Miras Kanunundan kaynaklı bu parçalanmanın 5403 Sayılı Kanunun 17.maddesinde hüküm altına alınmış olan “Arazi Toplulaştırılması” kavramıyla önüne geçilebileceği anlayışıyla konu ele alınmalıdırArazi Toplulaştırması hususunda bahse konu hüküm  Arazinin rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla parsel büyüklüklerinin optimum ölçülerde oluşması için, arazinin yarısından çoğuna malik bulunan ve sayıca maliklerin yarısından fazlasını oluşturanların muvafakati üzerine isteğe bağlı, Bakanlığın veya kurulların talebi üzerine kamu yararı gözetilerek isteğe bağlı olmaksızın, Bakanlar Kurulu kararı ile arazi toplulaştırma proje sahası belirlenir ve uygulanır…” şeklindedir. Bu yasal dayanak çerçevesinde miras kanunu yoluyla bölünen arazilerin rasyonel kullanımı adına toplulaştırılması yönünde, kamu yararı gözeten yasal destekli projeler hayata geçirilmelidir. Bu türden projelere ön ayak olması gereken kurumların başındaysa, hiç şüphe yok ki, Ziraat Odaları gelmelidir.



 



·         Bu gün en gelişmiş serbest pazar ekonomisine sahip ülkelerde bile tarımsal destekler söz konusudur. Ülkemizde “Türkiye Tarım Havzaları Üretim Ve Destekleme Modeli” çerçevesinde taban fiyat garantili destekleme söz konusuyken fındıkta “Alan Bazlı Destek” uygulanmaktadır. Tarımsal desteklerden vazgeçilmesi düşünülmemelidir. Tarımsal destekler, tarım sektörünün devamlılığı ve güçlenmesi adına elbette çok önemlidir. Ancak, desteklerin verimlilik ve kalite üzerinde olumlu etki sağlaması gibi evrensel bir done de artık öne çıkartılmalıdır.5403 Sayılı Kanunun “Özendirme” başlıklı 18.maddesinde “ Toprağın korunması, üretim gücünün geliştirilerek sürdürülmesi, arazinin iyileştirilmesine yönelik toprak ıslahı ve tarla içi geliştirme etkinlikleri, yeteneğe uygun arazi kullanımı konularında projeye dayalı yatırım yapan, toprak işleme, sulama ve yetiştirme tekniklerini uygulayan üreticilere, tarımsal desteklemelerde öncelik verilir, yatırımları Bakanlık imkânlarıyla desteklenir.”hükmü yer almaktadır ki; tarımsal üretimin sürekliliği ve nitelikli vasfını tesis etmek üzere, tarımsal desteklemelerde kanunun bu hükmünden feyiz alınması gereklidir.



 



·         Özelde “fındık” genelde “Tarım Sektörü” sorunları denildiğinde safi “fiyata” endeksli sorunları sıralamak, esas sorunları pas geçmek ve pansuman niteliğinde önlemler almak gibi, günü geçiştirecek tedbirleri içermektedir. Tarım arazilerinin ve topyekûn toprağın korunması, vasfının muhafazası, rasyonel kullanımı ve tüm buların uygulanabilir yasal mevzuat hükümlerine bağlanması, bu konular üzerinde yoğunlaşılması ve sorunların membaında çözülmesi önem arz etmektedir. Tarımsal ürünlerde “fiyat” bir sorun olmaktan ziyade bir sonuçtur. Tarımsal ürünün fiyatını olumsuz yönde etkileyen faktörler ortadan kaldırıldığında, sonuç da tatminkâr olacaktır.


Fındıkta Çocuk İşçiliği M

        FINDIKTA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ MESELESİ 



Dünya fındık ticaretinde Türk fındığının imajını karalamak ve haksız rekabet ortamı oluşturmak mantığı ile “Tarife Dışı Engeller” sıkça gündeme gelebilmektedir. Geçmiş yıllarda “aflatoksin” bahanesiyle karalanmaya çalışılan fındığımız şimdilerde fındık tarımında çocuk işçiler kullanıldığı şeklindeki kampanyalarla başka bir boyutta karalanmaya, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.



 Avrupa’nın bazı ülkelerindeki “Kakao ve Bisküvi Federasyonu” tarafından görsel ve yazılı medyada yürütülen karalama kampanyasıyla Türk fındığında çocuk işçilerin yoğun olarak kullanıldığı, fındık hasadında çocuk emeğinin sömürüldüğü ispatlanmaya çalışılmaktadır.



Türkiye gerek tarım sektöründe, gerek sanayi ve hizmet sektöründe çocuk işçiliği ve çocuk emeğinin sömürülmesi noktasında ciddi önlemler almış ve almakta olan bir ülkedir. Fındık yetiştirilen kentlerdeki valiliklerce 16 yaşından küçüklerin fındık bahçelerinde çalıştırılmaları yasaklanmış ve bu konu titizlikle takip edilmektedir. Tarım işçilerinin çocukları için konaklama yerlerinde eğitim amaçlı merkezler oluşturulmuş ve buralarda pedagojik eğitim almış uzmanlar görev yapmaktadır.



Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) fındık işçiliğini “ağır işçilik” olarak tanımlamaktadır ki; esas sorun da bu tanımlamadan kaynaklanmaktadır. Fındık işçiliği bu haliyle “maden işçiliği” ile bir tutulmaktadır. Güney Afrika’daki elmas madenlerinde ağır ve ilkel şartlarda çalıştırılıp sömürülmekte olan çocuklara atıfta bulunularak Türk fındığında da benzer bir dramın söz konusu olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığı barizdir. Bu türden bir iddia sadece “komik” olarak nitelendirilebilir. Fındık işçiliğinin ağır işçilik statüsünde değerlendirilmesi yanlıştır. Bu konuda bir tashih yapılması zorunluluk haline gelmiştir.



Türkiye, çocuk işçiliği ile mücadele konusunda dünya ülkeleri arasında öne çıkan bir ülkedir. Bu konuda fındık sektöründeki tüm kurumların, bir araya gelip ortak tavır göstermeleri mili bir davadır. Türk fındığında çocuk emeği istismarı söz konusu değildir ve olmamıştır. Hane halkının fındık tarımında çalışıyor olması ve/veya tarım işçilerinin çocuklarıyla birlikte fındık bölgesine gelmiş olması hakkımızda yürütülen karalama kampanyaları için birer göz boyama malzemesi olarak kullanılmaktadır.


Fındık Bahçelerinin Yaşla

FINDIK BAHÇELERİNİN YAŞLANDIĞI KONUSUNDA İDDİALARI HAKKINDA BİR BAKIŞ



Son dönemde fındık bahçelerimizin yaşlandığı, buna bağlı olarak da verimin düştüğü, çözüm olarak da yaşlı bahçelerin sökülmesi ve yeni dikimler yapılması gerektiği tezi konuşulmakta, raporlarda yer almaktadır.



Üretim sürecinin tamamında olduğu gibi fındık üretiminde de bilimsel bakış açısını öne çıkarmak durumundayız. Geleneksel sayılabilecek yöntemlerle, standardize olmamış kriterlerle ve göreceli usullerle stratejik öneme haiz konularda görüş beyan etmek, tahmin edeceğimizden daha büyük zararlar verecektir.



Konuya İktisat ilmi jargonuyla yaklaşıp, bu konuda bilimsel şüpheci bakış açıcını ortaya koymaya çalışalım… İlk defa, iktisatçı TURGOT tarafından ifade edilen “Azalan Verimler Kanunu” na bu aşamada bir göz atmakta yarar vardır. En yalın haliyle şunu demektedir Azalan Verimler Kanunu;



Üretim sürecinde kullanılan faktörlerin bazılarının sürekli artırılmasıyla saadet olmayacağını, zamanla, artırılan o faktörün marjinal faydasının azalacağını ve negatife bile dönüşebileceğini anlatan kanundur”



Söylenmek istenen; bir takım faktörler değiştikçe, üretim miktarı ve/veya verimlilik ilk başlarda artacaktır. Ancak değişim devam ettikçe belli bir noktadan sonra iş tersine dönecek ve verimlilik düşecektir.



Azalan Verimler Kanunu bilimselliği tarımda, sanayide defalarca sınanmış köklü bir teoridir. Bu bilimsel bakış açısıyla, Türkiye’deki fındık bahçelerinin yaşlandığı ve buna bağlı olarak da verimliliğin düştüğü yönündeki tezlere karşı şu soruları sormak ve yanıtlarını dikkatle izlemek durumundayız.



·        Fındıkla ilgili olarak Azalan Verimler Kanunu hangi aşamadadır?



 



·        Değişken faktörler nelerdir?



 



 



·        Bu değişken faktörlerin değişimi ve verimliliğe yansıması bir skala ile tespit edilmiş midir?



 



·        Fındık ocağının ya da dalının yaşı hangi bilimsel metotlarla tespit edilmektedir?



 



·        Bir fındık ocağı hangi yıldan sonra yaşlanmaya başlar? Azalan Verimler Kanunu hangi yaştayken negatifi işaret etmeye başlar?



 



·        Fındık ocağı için en verimli olduğu şartlar ve yaş aralığı bilimsel olarak izlenmiş ve kaydı tutulmuş mudur?



 



·        En verimli olduğu evreyle, şuanda birim alanda elde edilen verim nedir? Bu süreç bir skalayla izlenmiş midir? Şayet izlenmemişse, şuanda verimin düşük olduğu ya da düşme eğiliminde olduğu hangi bilimsel dayanakla açıklanmaktadır?



 



·        Verim düşüklüğünde fındık ocaklarının yaşlanması değil de bilinçsiz tarım teknikleri ve buna bağlı olarak toprak kalitesinin bozulmuş olması, küresel ısınma olarak tabir edilen iklim değişikliklerinin etkisi olamaz mı? Böyle olmadığı bilimsel metotlarla tespit edilmiş midir?



 



·        Fındık Araştırma İstasyonu, Fiskobirlik ya da bölgedeki üniversitelerin örnek bahçeleri var mıdır? Bu bahçelerde verimliliği etkileyen faktörler izlenmiş ve Azalan Verimler Kanunu’nun seyri kayıt altına alınmış mıdır?



 



·        Dünyanın diğer fındık üreticisi ülkelerine, özellikle İtalya’ya bakıldığında yüz yıllık fındık ağaçlarında dekara 200-250 kg fındık alındığını görüyoruz. Bu da göstermektedir ki; sadece yaş olayı verimlilik konusunda ana etken değildir. Bunun böyle olduğu ya da olmadığı hususunda bilimsel bir çalışma mevcut mudur?


BAŞLARKEN

Değerli Üyelerimiz



Uzun ve yorucu bir çalışmanın ardından 26 Mayıs 2013 tarihinde yapılan Ordu Ticaret Borsası Meclis seçimlerinde sizlerin teveccühü ile ben ve ekip arkadaşlarım bu güzide kurumun yöneticiliğine seçildik. Seçim sürecinde, onurunuz olan, oylarınıza talip olmanın sorumluluğunu taşırken şimdi sizleri en iyi şekilde temsil etmenin, sizlerin gözü-eli-ayağı-kulağı olmanın sorumluluğuna kuşandık.



Göreve geldiğimiz ilk andan itibaren, yaptığımız tüm çalışmaları web sitemiz başta olmak üzere, mevcut tüm iletişim kanallarıyla sizlerle paylaşma vizyonunu ortaya koyduk. Makam odalarımızın kapılarını sonuna kadar açtık, her bir üyemizin talebini titizlikle dinleyip, gücümüz oranında ve mevzuatlar çerçevesinde çözümler aramak üzere kolları sıvadık.



Değerli dostlarım



Ordu Ticaret Borsası, sizlerin öz kurumudur. Bizler o “öz kurumda” sizlerin dertleriyle dertlenmeye ve ortak dertlerimize kalıcı çözümler bulmaya aday olduk. Tüm projelerimizi, içinde bulunduğumuz sorunlarla test ederek ortaya koyduk. Projelerimizin hepsi, bizzat, yaşanan sorunlardan ortaya çıkmıştır.




Fındık tüccarlığına kaydî bir değer kazandıracağız demiştik. Bunun için kararlılığımız halen devam etmekte, çalışmalara da başlamış bulunmaktayız. Fındık tüccarlığı, itibarlı ve ayrıcalıklı bir meslek haline getirilip lisans ya da benzeri bir sisteme bağlanacaktır. Bizler bu yolda ilk adımı atacağız, malumunuz olduğu üzere bin fersah yol bir adımla başlar.





Fındık bizim en hassas yanımızı oluşturmaktadır. Artık, fındığı, sorunlarıyla değil sahip olduğu avantajlarıyla gündeme taşıyacak ve bardağın dolu tarafını görerek/göstererek onu kıymetlendireceğiz. Bizim fındığımız, dünyanın en kaliteli fındığıdır. Bizim fındığımız, dünya fındık pazarının “Mercedes”idir. Türk fındığının bir marka haline gelmesi için ilk adımı atacağız.





Bu kentin her noktasına karşı sorumluluk duyuyoruz.Kivi de,arıcılık da,kesme çiçekçilik de,havyacılık da bizi çok yakından ilgilendirmektedir.Ordu Ticaret Borsası olarak tüm bu sektörlerdeki avantajlarımızı öne çıkartacak,ürün ve üretim çeşitliliği sağlanması adına elimizi taşın altına koyacağız.





Bizler ayrıştıran değil, birleştiren olacağız. Bu birleştirme eylemini de, iş üreterek hayata geçireceğiz.




Ticaret Borsaları, ekonomik hayata önemli katkılar sağlayacak potansiyele sahip ciddi kurumlardır. Bizler, bu kurumun ciddiyetine uygun olarak tarihte iz bırakmak kararlılığındayız.



Ne yaparsak sizinle ve sizin için yapacağız. Yaptığımız her şeyi anından sizlerle paylaşacak, sorunlarımıza ortak akıl ekseninde çözümler arayacağız.



Ordu Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı olarak, bu köşeden düzenli olarak sizlerle paylaşımda bulunacak ve projelerimize çizdiğimiz rotayı yine buradan paylaşacağız.



Tüm meclis üyesi arkadaşlarımız ve çalışanlarımızla günün her saati sizlerin hizmetinde olduğumuzu bir kere daha belirtmek isterim…



Saygılarımla


İŞTİRAKLARIMIZ